Yazı · Klinik Psikoloji · Yayınlandı: 17 Ekim 2026 · 7 dk okuma

Hep Orada Olan Bir Sohbet Arkadaşı: Yapay Zekâ Yalnızlığı Azaltıyor mu?

Yapay zekâyla konuşmak, insanın kendisini o anda daha az yalnız hissetmesine yardımcı olabilir. Ancak sohbet bittikten sonra gelen rahatlamanın aylar içinde nasıl bir karşılığı olduğu henüz net değil. Bir yıl boyunca yapılan ölçümlere dayanan yeni bir araştırma, yalnızlık hissinin yapay zekâya yönelmeyi artırabileceğini, arkadaşlık amacıyla artan kullanımın da sonraki duygusal yalnızlıkla bağlantılı olabileceğini düşündürüyor. Fakat sonuçlar, yalnızlığın nasıl ölçüldüğüne göre değişiyor.

Gece geç bir saatte birine anlatmak istediğiniz bir şey olduğunu düşünün. Arkadaşınız uyumuş olabilir. Ailenize konuyu açmak zor gelebilir. Bazen de konuşmaya başlamadan önce karşı tarafın ne düşüneceğini hesaplamak yorucudur.

Bir sohbet botuna yazmak ise kolaydır. Cevap beklemek gerekmez. Aynı konuyu yeniden anlatabilir, düşüncelerinizi toparlayamadan konuşmaya başlayabilirsiniz. Karşınızdaki sistemin gerçek bir insan olmadığını bilseniz bile, gelen cevap kendinizi dinlenmiş hissetmenizi sağlayabilir.

Bu deneyim giderek daha tanıdık hâle geliyor. Yapay zekâ yalnızca bilgi bulmak veya iş yapmak için kullanılmıyor; insanlar günlerini anlatmak, ilişki sorunlarını konuşmak ve kendilerine eşlik edecek bir muhatap bulmak için de sohbet botlarına yöneliyor.

Peki bu konuşmalar yalnızlıkla ilişkimizi zaman içinde nasıl değiştiriyor? Dunigan Folk ve Elizabeth Dunn’ın Psychological Science’da yayımlanan araştırması, sorunun iki yönünü birlikte inceliyor: Yalnız hissetmek mi yapay zekâya yönelmeyi artırıyor, yoksa yapay zekâyla daha fazla konuşmak mı sonraki yalnızlığı öngörüyor?

Konuşmanın iyi gelmesiyle yalnızlığın azalması aynı şey mi?

Bir sohbetin ardından rahatlamak değerli bir deneyim olabilir. De Freitas ve arkadaşlarının araştırması, yapay zekâ arkadaşlarıyla konuşmanın hemen sonrasında yalnızlık hissinin azalabildiğini gösteriyor. Bir hafta boyunca tekrarlanan etkileşimlerde de konuşma sonrasındaki bu kısa süreli rahatlama gözlendi. Kullanıcının kendisini dinlenmiş hissetmesi, bu faydayı açıklayan etkenlerden biri olarak öne çıktı (De Freitas ve ark., 2026).

Benzer biçimde Folk, Yu ve Dunn’ın çalışmasındaki bir deneyde, destekleyici biçimde yanıt veren ChatGPT ile konuşan katılımcılar, daha az destekleyici bir insanla konuşanlara göre daha fazla yakınlık ve sosyal bağ hissetti. Ancak karşılaştırmanın diğer tarafında daha az destekleyici bir insan bulunuyordu. Sonuç, yapay zekânın bütün insan ilişkilerinden daha iyi olduğunu göstermiyor; verilen cevabın niteliğinin, kısa bir etkileşimde hissedilen bağı etkileyebildiğini düşündürüyor (Folk ve ark., 2024).

Bu çalışmalar, yapay zekâyla konuşurken hissedilen rahatlamayı ciddiye almak gerektiğini gösteriyor. Ancak bir konuşmanın hemen sonrasında daha az yalnız hissetmek, aylar içinde yalnızlığın kalıcı olarak azalmasıyla aynı şey değil.

Bir sohbet o akşam iyi gelebilir. Kişinin zaman içindeki ilişkilerinin, sosyal bağlılığının ve yalnızlık duygusunun nasıl değişeceği ise ayrı bir soru. Folk ve Dunn’ın bir yıllık araştırması tam olarak bu daha uzun zaman aralığına bakıyor (Folk & Dunn, 2026).

Araştırmada kimler, nasıl takip edildi?

Araştırmacılar Birleşik Krallık, ABD, Kanada ve Avustralya’da yaşayan yetişkinleri, bir yıl içinde dört ay aralıklarla düzenlenen dört ankete davet etti. En az bir ankete katılan toplam 2.149 kişinin verileri analiz edildi. Katılımcıların yaklaşık yarısı dört anketin tamamını doldurdu.

Katılımcılara son dört ayda sohbet botlarını sosyal amaçlarla ne sıklıkla kullandıkları soruldu. Bu kullanım; gününü anlatmak, hayat kararları hakkında tavsiye istemek veya sohbet yoluyla arkadaşlık aramak gibi davranışları kapsıyordu. Dolayısıyla araştırmanın odağı, yapay zekâdan metin özetlemesini ya da kod yazmasını istemek değildi.

Her ölçümde katılımcıların yaklaşık yüzde 26–30’u sosyal amaçlı kullanım bildirdi. Kullanıcılar arasında en yaygın cevap, son dört ayda “birkaç kez” kullanımdı. Günlük kullanım bildirenler ise bütün örneklemin yaklaşık yüzde 1’ini oluşturuyordu.

Bu ayrıntı önemli: Çalışma esas olarak yapay zekâyla yoğun romantik ilişkiler kuran veya gününün büyük bölümünü sohbet botlarıyla geçiren kişiler üzerine yapılmadı. Sosyal kullanım oldukça geniş bir davranış aralığını kapsıyordu.

Yalnızlığın iki farklı yüzü

Araştırmacılar yalnızlığı iki ölçümle değerlendirdi.

İlkinde katılımcılara tek bir soru soruldu: Son dört ayda kendilerini insanlardan duygusal olarak ne kadar yalıtılmış hissetmişlerdi? Bu ölçüm, kişinin yaşadığı yalnızlık duygusuna doğrudan odaklanıyordu.

İkincisinde ise sosyal bağlılığı değerlendiren 20 maddelik bir ölçek kullanıldı. Bu ölçek, kişinin diğer insanlarla ve sosyal dünyayla genel ilişkisini; insanlarla bağ kurabildiğini, farklı ortamlara uyum sağlayabildiğini ve dünyaya ait olduğunu ne ölçüde hissettiğini değerlendiriyordu.

Bu iki deneyim birbiriyle bağlantılı olsa da tamamen aynı değil. İnsan, genel olarak sosyal hayatında bir yeri olduğunu düşünürken belirli bir dönemde duygusal açıdan yalnız hissedebilir. Kendisiyle ve sosyal dünyayla ilgili daha yerleşik düşünceleri, o dönemdeki yalnızlık duygusuyla aynı hızda değişmeyebilir.

Araştırmanın sonuçları da bu ayrıma göre farklılaştı.

Önce yalnızlık mı geliyor, yapay zekâya yönelmek mi?

Araştırmacılar yalnız insanlarla daha az yalnız insanları karşılaştırmakla yetinmedi. Aynı kişinin kendi alışılmış düzeyinden sapmalarını da inceledi. Bir kişi normalde olduğundan daha yalnız hissettiğinde, dört ay sonra sohbet botlarını daha sık kullanıyor muydu? Kullanımı arttığında sonraki yalnızlığı değişiyor muydu?

Daha düşük sosyal bağlılık, dört ay sonraki sosyal chatbot kullanımındaki artışı öngördü. Duygusal yalnızlık ölçümünde de benzer yönde bir ilişki bulundu; ancak bu sonuç alternatif analizlerde daha az tutarlıydı.

Ters yönde ise sosyal chatbot kullanımındaki artış, dört ay sonra daha yüksek duygusal yalnızlığı öngördü. Bu ilişkinin büyüklüğü küçüktü. Üstelik kullanım artışı, 20 maddelik daha geniş sosyal bağlılık ölçeğinde anlamlı bir düşüş göstermedi.

Dolayısıyla sonuçları “Yapay zekâyla konuşan herkes zamanla yalnızlaşıyor” diye okumak doğru olmaz. Daha dikkatli yorum şu: İnsanlar sosyal olarak daha kopuk hissettiklerinde yapay zekâya yönelebiliyor; artan sosyal kullanım da sonraki duygusal yalnızlık için küçük bir risk işareti taşıyor olabilir. Fakat bu örüntü bütün ölçümlerde aynı biçimde ortaya çıkmıyor.

İnsanlarla konuşmanın yerini mi alıyor?

Araştırmacıların tartıştığı olasılıklardan biri, yapay zekâyla sohbetin zamanla insanlarla kurulan etkileşimlerin yerini alması. Her an erişilebilir ve destekleyici bir muhatap, insan ilişkilerinin zorlayıcı tarafları karşısında çekici gelebilir.

İnsanlar her zaman hemen cevap vermez. Yanlış anlayabilir, kendi sorunlarından söz edebilir veya beklediğimiz desteği sunamayabilir. Yakınlık kurmak bu belirsizliklerin içinde karşılıklı emek gerektirir. Yapay zekâ sohbetleri ise daha kontrol edilebilir bir deneyim sunabilir.

Ancak çalışma bu açıklamayı doğrudan doğrulamadı. Katılımcıların sohbet botları yüzünden arkadaşlarıyla daha az görüştüğü gösterilmedi. Ek analizlerde kullanımın sonraki yakın arkadaş sayısında veya algılanan sosyal destekte anlamlı bir değişimi öngördüğü de bulunmadı.

Bu nedenle insan ilişkilerinin yerini alma fikri, bulguları açıklayabilecek bir olasılık olarak kalıyor. Duygusal yalnızlıktaki değişimin hangi süreçten kaynaklandığını anlamak için daha ayrıntılı araştırmalar gerekiyor.

Bu bulgulara ne kadar güvenebiliriz?

Çalışmanın güçlü yanı, aynı insanlardan zaman içinde tekrar tekrar ölçüm alması. Ancak katılımcılar daha fazla veya daha az yapay zekâ kullanacak gruplara rastgele atanmadı. Bu yüzden sonuçlar neden-sonuç ilişkisini kesinleştirmiyor.

Örneğin biri iş değiştirme kararı için sohbet botuna danışmış, ardından yeni işinde yalnızlaşmış olabilir. Analiz, kullanım ile sonraki yalnızlık arasında bağlantı bulsa da değişimin asıl nedeni yeni iş ortamı olabilir.

Araştırmanın analizleri önceden kaydedilmemişti; yazarlar sonuçların keşifsel değerlendirilmesi gerektiğini açıkça belirtiyor. Bazı ilişkiler alternatif analizlerde istatistiksel anlamlılığını kaybetti. Yalnızlık ve kullanım sıklığı da kişilerin geçmiş dört aya ilişkin kendi bildirimlerine dayanıyordu.

Ayrıca aynı sıklıkta kullanım, aynı deneyim demek değil. Her gün birkaç dakika konuşmakla saatlerce konuşmak farklı olabilir. Araştırma bu ayrıntıları ayıramıyor. Verilerin 2023–2025 döneminde, dört Batı ülkesindeki yetişkinlerden toplanmış olması da sonuçları çocuklara, farklı kültürlere ve bütün güncel sohbet botlarına genellemeyi sınırlıyor.

Bir sohbetin hayatımızda kapladığı yer

Bu araştırma, yapay zekâyla kurulan her sosyal etkileşime tek bir anlam yüklemenin güç olduğunu gösteriyor. Kullanımın sıklığı kadar, kişinin hayatında nasıl bir yer tuttuğu da önemli olabilir.

Bir sohbet, insanın duygularını anlamasına ve başka biriyle konuşmaya hazırlanmasına yardımcı olabilir. Aynı sohbet, zor gelen insan ilişkilerinden uzaklaşmanın giderek daha kolay bir yoluna da dönüşebilir. Mevcut çalışma bu iki kullanım biçimini birbirinden ayırmıyor.

Yine de dikkate değer bir soru bırakıyor: Bir konuşmanın o anda iyi gelmesi, sosyal hayatımızın zaman içinde nasıl şekillendiğini anlamak için yeterli mi?

Yapay zekâya yönelen birini yalnızca kullanım süresi üzerinden değerlendirmek eksik kalabilir. O kişinin neden konuşacak bir muhatap aradığını ve bu etkileşimin hayatındaki diğer bağlarla nasıl bir ilişki kurduğunu anlamak da gerekiyor.

Çünkü yalnızlık bazen konuşacak kimse bulamamakla, bazen de konuştuğumuz hâlde insanlara yakın hissedememekle ilgili. Her zaman cevap veren bir sohbet arkadaşının bu iki deneyimde aynı rolü oynayacağını henüz bilmiyoruz.

Kaynakça

De Freitas, J., Oğuz-Uğuralp, Z., Uğuralp, A. K. ve Puntoni, S. (2026). AI companions reduce loneliness. Journal of Consumer Research, 52(6), 1126–1148. https://doi.org/10.1093/jcr/ucaf040

Folk, D. ve Dunn, E. (2026). How does turning to AI for companionship predict loneliness and vice versa? Psychological Science, 37(4), 276–286. https://doi.org/10.1177/09567976261427747

Folk, D., Yu, S. ve Dunn, E. (2024). Can chatbots ever provide more social connection than humans? Collabra: Psychology, 10(1), 117083. https://doi.org/10.1525/collabra.117083

Taha Batuhan Coşkun

Taha Batuhan Coşkun

Psikoloji Lisans Öğrencisi

Taha Batuhan Coşkun, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde dördüncü sınıf öğrencisi. Psikolojiye olan ilgisi, insan zihninin günlük hayattaki sıradan ama aslında oldukça karmaşık işleyişini merak etmesiyle başladı — neden bazı şeyleri unuttuğumuz, dikkatimizin nasıl yönlendiği, belleğin aslında ne kadar "güvenilmez" olabileceği gibi sorular onu bu alana çekti.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Yorum yapmak için giriş yapın.

Giriş Yap →