Yazı · Spor Psikolojisi · Yayınlandı: 23 Ekim 2026 · 4 dk okuma

Spora Yeniden Gitmek Neden Zor? Antrenmanın Zihnimizde Bıraktığı İz

Bir antrenman bittiğinde geriye yalnızca kas yorgunluğu kalmıyor. O deneyimi nasıl hatırladığımız ve bir sonraki seferden ne beklediğimiz de önemli olabilir. Egzersiz psikolojisi araştırmaları, spor alışkanlığını anlamaya çalışırken yapılan hareketlerin yanında, deneyimin kişiye nasıl hissettirdiğine de bakmak gerektiğini düşündürüyor.

Spor çantanız kapının yanında duruyor. Bir gün önce gitmeye karar vermişsiniz. Vaktiniz de var. Yine de hazırlanmak istemiyorsunuz.

Aklınıza son antrenmanın belirli anları geliyor: Koşu bandında zamanın bir türlü geçmemesi, hareketleri yetiştirmeye çalışmak, salondan çıktığınızda hissettiğiniz tükenmişlik. Sporun yararlı olduğunu biliyorsunuz. Ama yeniden aynı deneyimi yaşayacak olma düşüncesi pek çekici gelmiyor.

Başka bir gün ise yorulmuş olmanıza rağmen aklınızda farklı bir his kalabilir: Ritmi yakaladığınız birkaç dakika, yapabildiğinizi görmek veya antrenmanın sonundaki rahatlama. İki durumda da egzersiz yaptınız. Fakat yeniden gitmeyi düşündüğünüzde zihninizde canlanan deneyimler oldukça farklı.

Antrenmanı yaşamakla hatırlamak arasında fark olabilir

Bir deneyimi sonradan değerlendirirken bütün dakikalarını aynı ağırlıkla hesaba katmayabiliriz. “Zirve-son kuralı” olarak bilinen yaklaşım, özellikle yoğun hissedilen anların ve deneyimin sonunun hatırlama üzerinde belirgin bir ağırlık taşıyabileceğini öne sürüyor.

Egzersiz alanındaki bir deneyde, 46 yetişkin 15 dakikalık bisiklet çalışması sırasında yoğunluğu giderek artan veya azalan iki gruba ayrıldı. Yoğunluğu azalan gruptakiler egzersizi sonrasında daha keyifli değerlendirdi; daha olumlu hatırladı ve tekrarına ilişkin daha olumlu beklentiler bildirdi. Ancak çalışma sonraki spor salonu ziyaretlerini ölçmedi. Daha güzel bir antrenman hatırasının otomatik olarak alışkanlığa dönüşüp dönüşmeyeceği ayrı bir soruydu (Zenko ve ark., 2016).

Araştırmacılar bu kez neye baktı?

2025 tarihli araştırma, Portekiz’de iki spor salonunda gerçekleştirilen bir deneyin ek analizine dayanıyor. Ana deneyde, düzenli egzersiz yapmayan 46 yetişkinin verileri değerlendirildi. Katılımcılar yaklaşık birer saatlik üç seansa katıldı; program koşu bandı, ağırlık çalışması, bisiklet ve esneme içeriyordu.

Bir gruba standart egzersiz programı uygulandı. Diğer gruptakiler ise kendi tercihlerini ve toleranslarını dikkate alarak, egzersizi daha hoş deneyimleyecekleri biçimde yoğunluğu ayarlamaya teşvik edildi. Sonraki sekiz haftadaki devamlılık, spor salonunun elektronik giriş kayıtlarıyla takip edildi (Teixeira ve ark., 2024).

Bastos ve arkadaşları, bu veriler üzerinden seansın farklı anlarındaki hislerin; antrenmanın nasıl hatırlandığı, sonraki seansa ilişkin beklentiler ve alınan keyifle bağlantısını inceledi. Antrenmanın en hoş ve son anlarındaki hisler bu değerlendirmeleri öngörüyordu. Ancak başlangıçtaki hisler ve seansın genel ortalaması da anlamlıydı. Dolayısıyla bulgular, yalnızca son birkaç dakikanın önemli olduğu şeklinde okunamaz (Bastos ve ark., 2025).

Daha hoş bir deneyim, daha sık gitmekle bağlantılı mıydı?

Ana deneyde, keyif odaklı yoğunluk ayarlamasının uygulandığı grup sekiz haftada ortalama 14,35 kez salona giderken, standart program grubunda bu sayı 8,13’tü. Bu fark, deneyimin nasıl düzenlendiğinin devamlılık açısından önem taşıyabileceğini gösteriyor (Teixeira ve ark., 2024).

2025’teki ek analizde de hatırlanan hislerin, sonraki egzersize ilişkin beklentilerin ve alınan keyfin bazı ölçümleri sonraki katılım sıklığıyla ilişkiliydi. Fakat her ölçüm her zaman noktasında aynı sonucu vermedi. Ayrıca bu analiz, belleğin tek başına devamlılığa neden olduğunu kanıtlamıyor (Bastos ve ark., 2025).

Burada önemli bir ayrıntı var: 2024 ve 2025 tarihli yayınlar aynı katılımcılardan geliyor. Birbirini tekrarlayan iki bağımsız deney değiller; aynı araştırmanın farklı sorularını ele alıyorlar.

Son birkaç dakikayı güzelleştirmek yeterli mi?

Bulguları “Antrenmanı iyi bitir, bütün sorun çözülsün” şeklinde yorumlamak fazla iddialı olur. Araştırma küçük bir örnekleme, üç seansa ve sekiz haftalık takibe dayanıyor. Ek analizde çok sayıda istatistiksel test yapılması da tesadüfi bulgu olasılığını artırıyor. Daha uzun ve farklı gruplarla yürütülecek çalışmalara ihtiyaç var (Bastos ve ark., 2025).

Yine de araştırma, sporla ilişkimizi değerlendirirken kullanabileceğimiz bir soru sunuyor: Bir antrenmandan sonra aklımızda nasıl bir deneyim kalıyor?

“Zorlandım ama tekrar yapabilirim” ile “Bunu yeniden yaşamak istemiyorum” arasında önemli bir fark var. Antrenman günlüğüne süre, ağırlık ve tekrar sayısının yanına bu deneyimi anlatan birkaç kelime eklemek bile üzerine düşünmek için bir başlangıç olabilir.

Spora devam etmekte zorlandığımızda kendimizi kolayca disiplinsiz ilan edebiliyoruz. Oysa çantayı hazırlamadan önce, geri dönmeye çalıştığımız deneyime de bakmak anlamlı olabilir. Bir sonraki antrenmana yalnızca hedeflerimizle gitmiyoruz; önceki antrenmandan kalan hisleri de yanımızda taşıyoruz.

Kaynakça

Bastos, V., Ekkekakis, P., Andrade, A. J. ve Teixeira, D. S. (2025). The peak and end rule, affect-related cognitions, enjoyment, and exercise frequency: A randomized controlled trial ancillary study. Psychology of Sport and Exercise, 81, 102963. https://doi.org/10.1016/j.psychsport.2025.102963

Teixeira, D. S., Bastos, V., Andrade, A. J., Palmeira, A. L. ve Ekkekakis, P. (2024). Individualized pleasure-oriented exercise sessions, exercise frequency, and affective outcomes: A pragmatic randomized controlled trial. International Journal of Behavioral Nutrition and Physical Activity, 21, 85. https://doi.org/10.1186/s12966-024-01636-0

Zenko, Z., Ekkekakis, P. ve Ariely, D. (2016). Can you have your vigorous exercise and enjoy it too? Ramping intensity down increases postexercise, remembered, and forecasted pleasure. Journal of Sport & Exercise Psychology, 38(2), 149–159. https://doi.org/10.1123/jsep.2015-0286

Taha Batuhan Coşkun

Taha Batuhan Coşkun

Psikoloji Lisans Öğrencisi

Taha Batuhan Coşkun, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde dördüncü sınıf öğrencisi. Psikolojiye olan ilgisi, insan zihninin günlük hayattaki sıradan ama aslında oldukça karmaşık işleyişini merak etmesiyle başladı — neden bazı şeyleri unuttuğumuz, dikkatimizin nasıl yönlendiği, belleğin aslında ne kadar "güvenilmez" olabileceği gibi sorular onu bu alana çekti.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Yorum yapmak için giriş yapın.

Giriş Yap →