Modül 01 · Gelişim Psikolojisi Nedir, Ne Değildir?

← Modül 01 · Gelişim Psikolojisi Nedir, Ne Değildir?

Psikall Anlatısı

Sürekli mi Değişiriz, Sıçramalarla mı?

~7 dk okuma

Bir çocuk dün çözemediği bir problemi bugün çözüyorsa değişim gerçekten bir gecede mi gerçekleşmiştir? Yeni beceri o anda mı ortaya çıkmıştır, yoksa uzun süredir biriken küçük değişiklikler ilk kez görünür hâle mi gelmiştir? Tersinden sorarsak, bir insanın performansı her ay biraz yükseliyorsa gelişimi mutlaka kesintisiz bir çizgi üzerinde mi ilerliyordur?

Gelişim psikolojisinin en eski tartışmalarından biri, değişimin sürekli mi yoksa kesintili mi olduğudur. Sürekli gelişim denildiğinde genellikle küçük değişikliklerin zaman içinde birikmesi düşünülür. Kesintili gelişim ise kişinin yeni bir aşamaya geçtiği, davranışın veya düşünmenin önceki biçimden niteliksel olarak farklılaştığı dönüşümleri anlatır.

Fakat gerçek gelişim yolları bu iki temiz şekilden daha karmaşıktır. Yeni bir becerinin ilk ortaya çıkışı ani olabilir; düzenli ve etkili biçimde kullanılması ise aylar sürebilir. Gözlenen davranış aynı kalırken altında çalışan amaç veya mekanizma değişebilir. Üstelik araştırmacının ne kadar sık ölçüm yaptığı da gelişimin düz çizgi, basamak veya dalga gibi görünmesini etkileyebilir. Bu nedenle doğru soru yalnızca “Sürekli mi, kesintili mi?” değildir. Neyin, hangi düzeyde, hangi zaman aralığında ve hangi ölçümlerle sürekli ya da kesintili göründüğünü sormak gerekir.

Temel özellikDil gelişiminden örnekNasıl yorumlanır?
Niceliksel değişimVar olan bir özelliğin miktarında artış veya azalma görülür.Çocuğun bildiği kelime sayısının zaman içinde artması.Ölçülen özellik aynı kalır; değişen, bu özelliğin miktarıdır. Çocuk artık daha fazla kelime bilmektedir.
Niteliksel değişimSistemin işleyiş veya örgütlenme biçimi değişir.Çocuğun kelimeleri tek tek kullanmak yerine cümleler içinde yeni ilişkiler kurarak kullanmaya başlaması.Yalnızca daha çok kelime kullanımı değil, dili kullanma ve düşünceyi ifade etme biçiminde farklılaşma söz konusudur.

Niceliksel ve niteliksel değişim birbirinden bütünüyle bağımsız değildir. Çok sayıdaki küçük kazanım, zamanla sistemin çalışma biçimini değiştirebilir. Yeni bir strateji aniden ortaya çıkmış gibi görünse de onu hazırlayan bilgi birikimi, denemeler ve hatalar daha uzun bir sürede oluşmuş olabilir. Benzer şekilde, niteliksel olarak yeni bir yöntem ortaya çıktıktan sonra bu yöntemde ustalaşmak ve onu farklı durumlara aktarmak kademeli ilerleyebilir.

Bu nedenle dışarıdan görülen bir sıçrama, değişimin tamamının o anda gerçekleştiğini göstermez. Sürekli birikim niteliksel bir dönüşüme yol açabilir; niteliksel bir yenilik de sonrasında uzun ve dalgalı bir gelişim süreci gerektirebilir.

Piaget için aşama, yalnızca bir yaş etiketi değildir

Gelişimi aşamalarla açıklayan en etkili isimlerden biri Jean Piaget’dir. Piaget (1964), bilişsel gelişimi birbirinden kopuk bilgilerin art arda öğrenilmesi olarak değil, bilgi yapılarının oluşması ve yeniden örgütlenmesi olarak ele alır. Onun için önemli olan çocuğun yalnızca daha fazla şey bilmesi değil, nesneler ve ilişkiler üzerinde nasıl düşünebildiğinin değişmesidir.

Piaget’nin “işlem” adını verdiği zihinsel eylemler tek başlarına bulunmaz; sınıflama, sıralama veya sayı gibi daha geniş yapılar içinde örgütlenir. Bu yüzden güçlü bir aşama iddiası, yalnızca “çocuk belirli bir yaşa geldiğinde yeni bir davranış gösterir” demek değildir. Yeni bir yapının ortaya çıkmasıyla farklı görevlerde düşünmenin daha tutarlı bir biçimde değiştiğini ileri sürer. Aşama, doğum gününde açılan bir özellikten çok, sistemin yeni bir çalışma düzenine kavuşmasıdır.

Piaget’nin dört aşamasını burada ayrıntılı biçimde açıklamayacağız. Önemli olan, aşama görüşünün neyi açıklamaya çalıştığını anlamaktır: Bazı gelişimsel değişimler yalnızca becerinin miktarında artış değil, düşünmenin örgütlenmesinde niteliksel bir dönüşüm olabilir.

Bu yaklaşım çocukların düşünmesinde yetişkin düşüncesinin eksik bir kopyasından fazlasını görmemizi sağlamıştır. Ancak aşamaların bütün çocuklarda aynı yaşlarda, bütün görevlerde aynı anda ve keskin sınırlarla ortaya çıktığı biçimindeki güçlü yorumlar sorunludur. Piaget’nin kendi metninde bile aşamaların ortalama kronolojik yaşlarının toplumlar arasında değişebildiği belirtilir (Piaget, 1964). Sıralı değişim iddiası ile herkes için sabit bir yaş takvimi aynı şey değildir.

Örtüşen dalgalar yaklaşımı

Bir çocuk yeni ve başarılı bir çözüm yolu öğrendiğinde eski yolunu hemen bırakır mı? Günlük yaşamda çoğu kez böyle olmadığını görürüz. Çocuk bir soruda gelişmiş bir strateji kullanırken biraz sonra benzer bir sorunda eski yönteme dönebilir. Aynı kişinin davranışındaki bu değişkenlik, yalnızca dikkatsizlik veya ölçüm hatası değildir; değişim sürecinin kendisi hakkında bilgi verebilir.

Chen ve Siegler’in (2000) örtüşen dalgalar yaklaşımı, çocukların belirli bir dönemde tek bir düşünme biçimine sahip olduğu varsayımının yerine, aynı problem için birden fazla stratejinin birlikte bulunabileceğini ileri sürer. Yaş ve deneyim arttıkça yeni stratejiler keşfedilir, bazı stratejiler daha sık kullanılmaya başlanır, hangi yöntemin hangi probleme uygun olduğu daha iyi seçilir ve uygulama hızlanır. Gelişim, eski bir yöntemin aniden yok olup yerine yenisinin geçmesinden çok, mevcut yöntemlerin kullanım dağılımının değişmesine benzeyebilir.

Bu yaklaşımda yeni stratejinin ilk kez kullanılması önemli bir olaydır; fakat değişimin tamamı değildir. Çocuk onu önce dar bir durumda kullanabilir, sonra başka problemlere aktarabilir, zamanla daha tutarlı seçebilir ve daha etkili uygulayabilir. Araştırmalar, çocukların yeni bir stratejiyi edinmiş olsalar bile daha eski ve daha az etkili yöntemlere yeniden dönebildiklerini göstermektedir (Chen ve Siegler, 2000).

Örtüşen dalgalar, niteliksel değişimi inkâr etmez. Yeni bir stratejinin ortaya çıkışı önceki repertuvarda bulunmayan bir yenilik olabilir. Fakat bu yenilik, çocuğu tek seferde bütünüyle başka bir aşamaya taşımak zorunda değildir. Aynı gelişim sürecinde yeni bir yöntemin ortaya çıkışı kesintili, onun kullanımının yaygınlaşması ise kademeli olabilir.

Ölçüm sıklığı gelişim yolunu nasıl gösterir?

Değişimin gerçek biçimini anlayabilmek için yalnızca neyi ölçtüğümüz değil, ne zaman ve ne sıklıkla ölçtüğümüz de önemlidir. Bir beceriyi iki ay arayla gözlediğimizde aradaki geçişi göremeyiz. İlk ölçümde beceri yok, ikincisinde varsa gelişimi tek bir sıçrama gibi çizebiliriz. Oysa aradaki günlerde beceri defalarca ortaya çıkmış, kaybolmuş ve yeniden görülmüş olabilir.

Adolph ve arkadaşları (2008), bu sorunu gerçek gelişim verileriyle incelemiştir. Araştırmacılar bebeklerin ilk 18 ayındaki 32 motor beceriyi ebeveyn günlükleri aracılığıyla her gün izlemiş, ardından günlük verilerden bazı gözlemleri sistematik biçimde çıkararak 2 ile 31 gün arasındaki daha seyrek ölçüm aralıklarını taklit etmiştir. Günlük kayıtlarda bazı beceriler bir günden diğerine gerçekten ani biçimde ortaya çıkarken bazıları haftalar boyunca varlık ve yokluk arasında dalgalanmıştır.

Ölçümler seyrekleştirildiğinde bu dalgalanmalar giderek görünmez olmuş ve değişken gelişim yolları yanlış biçimde basamaklı geçişler gibi görünmüştür. Beceri başlangıç yaşına ilişkin tahminler de gerçek günlük kayıtlardan uzaklaşmıştır. Özellikle yedi günden uzun aralıklarda gelişim yolunun ayrıntısı ciddi ölçüde bozulmuştur (Adolph vd., 2008).

Bu bulgu “bütün gelişimsel sıçramalar ölçüm yanılgısıdır” anlamına gelmez. Araştırmadaki bazı motor beceriler günlük düzeyde de ani bir geçiş göstermiştir. Çıkarılması gereken sonuç daha dikkatli bir ilkedir: Gözlenen basamağın gelişimin kendisine ait olduğunu ileri sürmeden önce, ölçümlerin aradaki olası dalgalanmayı yakalayacak kadar sık olup olmadığına bakmalıyız.

Zaman ölçeği değiştiğinde aynı süreç farklı şekiller de alabilir. Yıllık ölçümlerde pürüzsüz görünen bir değişim, haftalık ölçümlerde duraklamalar; günlük ölçümlerde ise küçük sıçramalar ve geri dönüşler içerebilir. Bunlardan biri zorunlu olarak “gerçek”, diğerleri “yanlış” değildir. Her ölçek gelişimin başka bir yönünü görünür kılabilir; sorun, bir ölçekte görülen şekli bütün sürecin tek biçimi sanmaktır.

Davranışın biçimi, işlevi ve mekanizması

Süreklilik yalnızca davranışın dış görünüşüyle ilgili değildir. Bir davranış yıllar boyunca benzer görünürken işlevi değişebilir. Örneğin küçük bir çocuk ile bir ergen dikkat çekmek için aynı davranışı gösterebilir; bu durumda biçim ve işlev birlikte sürüyor olabilir. Fakat aynı davranış bir yaşta dikkat çekmek, başka bir yaşta zorlayıcı bir durumdan kaçmak için ortaya çıkıyorsa davranış biçimi sürekli görünse bile işlevsel bir değişim vardır.

Tersi de mümkündür: Aynı psikolojik işlev, yaşla birlikte farklı davranışlarla ifade edilebilir. Petersen (2024), gelişimsel süreklilik ve kesintililik değerlendirilirken davranışın biçimini, işlevini ve altında çalışan bilişsel ya da biyolojik mekanizmaları ayırmayı önerir. Aynı davranışın farklı zamanlarda aynı nedenle ortaya çıktığını ya da farklı davranışların mutlaka aynı sürecin devamı olduğunu kanıt olmadan varsaymamalıyız.

Bu ayrım, süreklilik ile kesintililiğin neden tek bir cevapla çözülemeyeceğini gösterir. Davranışın görünüşünde süreklilik varken işlevinde kesinti olabilir. Görünür davranış değişirken altında çalışan amaç görece sürebilir. Davranış ve işlev aynı görünse bile onları üreten mekanizmalar zaman içinde değişebilir. “Kişi aynı kaldı” veya “artık tamamen farklı biri” gibi sonuçlar, hangi düzeyin incelendiği belirtilmeden bilimsel açıdan fazla geniştir.

Süreklilik ve kesintililik birlikte değerlendirilebilir

Gelişimi yalnızca bir merdivene benzetmek, her yeni kazanımın eski biçimi ortadan kaldırdığı ve insanların aynı basamakları aynı sırada, aynı bütünlükte geçtiği izlenimini yaratabilir. Yalnızca düz bir çizgi gibi düşünmek ise yeni bir stratejinin ortaya çıkması, sistemin yeniden örgütlenmesi veya kısa sürede gerçekleşen gerçek dönüşümler için yer bırakmaz.

Gelişim bazen birikimli, bazen dalgalı, bazen de sıçramalıdır. Aynı değişim içinde bu biçimler birlikte bulunabilir. Yeni bir becerinin ilk ortaya çıkışı bir eşik gibi yaşanırken onun kararlı hâle gelmesi denemeler, geri dönüşler ve küçük ilerlemelerle sürebilir. Uzun bir hazırlık dönemi de sonunda niteliksel olarak yeni bir düşünme biçimi doğurabilir.

Bu nedenle “Bu gelişim aşamalar hâlinde gerçekleşir” cümlesini gördüğümüzde birkaç soru sormalıyız: Aşama hangi davranış veya yapıyla tanımlanmıştır? Geçiş kişinin farklı görevlerinde de görülmüş müdür? Ölçümler aradaki değişkenliği gösterecek kadar sık mıdır? Yeni biçim ortaya çıktığında eski biçimler gerçekten kaybolmuş mudur? Davranış, işlev ve mekanizma aynı gelişim hikâyesini mi anlatmaktadır?

Gelişim psikolojisinin görevi insanı mutlaka basamaklara veya düzgün eğrilere yerleştirmek değildir. Asıl görev, değişimin biçimini gerçekleştiği ayrıntıyla açıklamaktır. Gelişim ne daima merdivendir ne de daima düz bir çizgi: Şekli, incelediğimiz özelliğe, baktığımız düzeye, zaman ölçeğine ve kişinin gelişim yoluna göre değişir.

Kaynaklar

Adolph, K. E., Robinson, S. R., Young, J. W. ve Gill-Alvarez, F. (2008). What is the shape of developmental change? Psychological Review, 115(3), 527–543. https://doi.org/10.1037/0033-295X.115.3.527

Chen, Z. ve Siegler, R. S. (2000). II. Overlapping waves theory. Monographs of the Society for Research in Child Development, 65(2), 7–11. https://doi.org/10.1111/1540-5834.00075

Petersen, I. T. (2024). Reexamining developmental continuity and discontinuity in the 21st century: Better aligning behaviors, functions, and mechanisms. Developmental Psychology, 60(11), 1992–2007. https://doi.org/10.1037/dev0001657

Piaget, J. (1964). Part I: Cognitive development in children: Piaget development and learning. Journal of Research in Science Teaching, 2(3), 176–186. https://doi.org/10.1002/tea.3660020306